tasarlamak

عَمِلَ الْمُهَنْدِسُ الْمِعْمَارِيُّ بِجِدٍّ لِتَصْمِيمِ جِسْرٍ جَدِيدٍ.

Mimar, yeni bir köprü tasarlamak için çok çalıştı.

تُخَطِّطُ الشَّرِكَةُ لِاسْتِرَاتِيجِيَّةِ تَسْوِيقٍ جَدِيدَةٍ لِلْعَامِ الْمُقْبِلِ.

Şirket, gelecek yıl için yeni bir pazarlama stratejisi tasarlıyor.

يَسْعَى الْمُهَنْدِسُونَ لِابْتِكَارِ مُحَرِّكٍ أَكْثَرَ كَفَاءَةً.

Mühendisler, daha verimli bir motor tasarlamak için uğraşıyorlar.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler