tatlı

هَذِهِ الْكَعْكَةُ حُلْوَةٌ جِدّاً، كَانَ يُمْكِنُ أَنْ تَكُونَ أَقَلَّ سُكَّرًا بِقَلِيلٍ.

Bu pasta çok tatlı, biraz daha az şekerli olabilirdi.

الْأَطْفَالُ لُطَفَاءُ جِدًّا، قَضَاءُ الْوَقْتِ مَعَهُمْ مُمْتِعٌ لِلْغَايَةِ.

Çocuklar çok tatlı, onlarla vakit geçirmek çok keyifli.

أُحِبُّ تَنَاوُلَ قِطْعَةِ حَلْوَى بَعْدَ الْعَشَاءِ كُلَّ لَيْلَةٍ تَقْرِيباً.

Neredeyse her gece akşam yemeğinden sonra bir parça tatlı yemeyi severim.

Ayrıca: تَحْلِيَة، جَمِيل

Eşdizimler