tatmak

أَخَذْتُ مِلْعَقَةً مِنَ الْقِدْرِ وَتَذَوَّقْتُ لِأَتَحَقَّقَ مِنْ طَعْمِ الطَّعَامِ.

Yemeğin tadına bakmak için bir kaşık alıp tencereden tattım.

ذَاقَ الْمُسَافِرُ طَعْمَ الرَّاحَةِ بَعْدَ رِحْلَةٍ طَوِيلَةٍ وَشَاقَّةٍ

Gezgin, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra rahatlığın tadını çıkardı.

أُحِبُّ تَجْرِبَةَ مَطَاعِمَ مُخْتَلِفَةٍ لِتَذَوُّقِ أَشْيَاءَ جَدِيدَةٍ.

Yeni bir şeyler tatmak için farklı restoranları denemeyi seviyorum.

Ayrıca: اِخْتَبَرَ

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler