tattırmak

كَانَتْ وَالِدَتِي مُتَحَمِّسَةً لِلْغَايَةِ لِجَعْلِ ضُيُوفِنَا يَتَذَوَّقُونَ مُرَبَّى مَنْزِلِيَّةَ الصُّنْعِ.

Annem, misafirlerimize ev yapımı reçelini tattırmak için çok heyecanlıydı.

كَانَ هَذَا النَّجَاحُ بِدَايَةً لِجَعْلِنَا نُحِسُّ بِانْتِصَارَاتٍ أَكْبَرَ فِي الْمُسْتَقْبَلِ.

Bu başarı, bize gelecekte daha büyük zaferler tattırmak için bir başlangıç oldu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler