يَجِبُ عَلَى شَخْصٍ مَا أَنْ يَتَوَسَّطَ لِحَلِّ النِّزَاعِ.
Anlaşmazlığı çözmek için birinin tavassut etmesi gerekiyor.
يَجِبُ عَلَى شَخْصٍ مَا أَنْ يَتَوَسَّطَ لِحَلِّ النِّزَاعِ.
Anlaşmazlığı çözmek için birinin tavassut etmesi gerekiyor.
يُمْكِنُ أَنْ يُقَلِّلَ التَّوَسُّطُ مِنَ التَّوَتُّرِ بَيْنَ الطَّرَفَيْنِ.
Tavassut, iki taraf arasındaki gerginliği azaltabilir.
تَمَّ تَوْظِيفِي بِفَضْلِ شَفَاعَةِ صَدِيقِي.
Arkadaşımın tavassutu sayesinde işe alındım.