تَضَرَّعَ الرَّجُلُ الْمَرِيضُ طَلَبًا لِلشِّفَاءِ.
Hasta adam, şifa için tazarru etti.
تَضَرَّعَ الرَّجُلُ الْمَرِيضُ طَلَبًا لِلشِّفَاءِ.
Hasta adam, şifa için tazarru etti.
رَفَعَ الرَّجُلُ يَدَيْهِ فِي ابْتِهَالٍ صَادِقٍ.
Adam içten bir tazarru ile ellerini kaldırdı.
تَوَسَّلَ الرَّجُلُ لِيَغْفِرَ لَهُ.
Adam, affedilmek için tazarru etti.