taze

تَشْتَرِي أُمِّي كُلَّ صَبَاحٍ خُبْزًا طَازِجًا مِنَ الْمَخْبَزِ الَّذِي بِجَانِبِ بَيْتِنَا.

Annem her sabah evimizin yanındaki fırından taze ekmek alır.

تَشْتَرِي أُمِّي الْخُبْزَ الطَّرِيَّ مِنَ الْفُرْنِ كُلَّ صَبَاحٍ لِنَأْكُلَهُ عَلَى الْفُطُورِ.

Annem her sabah kahvaltıda yemek için fırından taze ekmek alır.

قَرَأْتُ الصَّحِيفَةَ لِأَعْرِفَ الْأَخْبَارَ الْحَدِيثَةَ.

Taze haberleri öğrenmek için gazeteyi okudum.

Ayrıca: جَدِيد، مُنْعِش

Eşdizimler