tazminat

طَالَبَ الْعَامِلُ الَّذِي أُصِيبَ فِي الْحَادِثِ بِتَعْوِيضٍ مِنْ صَاحِبِ الْعَمَلِ، وَكَانَ مُحِقًّا.

Kaza sonucu yaralanan işçi, işverenden tazminat talep etti, haklıydı.

اِضْطَرَّ الطَّرَفُ الَّذِي انْتَهَكَ الْعَقْدَ إِلَى دَفْعِ غَرَامَةٍ لِلطَّرَفِ الْآخَرِ، وَتَمَّ فَسْخُ الِاتِّفَاقِ.

Sözleşmeyi ihlal eden taraf, karşı tarafa tazminat ödemek zorunda kaldı, anlaşma bozuldu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler