عَرْض — عُرُوض
حَظِيَ عَرْضُ الْأَعْمَالِ الْجَدِيدَةِ فِي الْمَتْحَفِ بِاهْتِمَامٍ كَبِيرٍ.
Müzede yeni eserlerin teşhiri büyük ilgi gördü.
حَظِيَ عَرْضُ الْأَعْمَالِ الْجَدِيدَةِ فِي الْمَتْحَفِ بِاهْتِمَامٍ كَبِيرٍ.
Müzede yeni eserlerin teşhiri büyük ilgi gördü.
هَذِهِ الْأَنْوَاعُ مِنَ السُّلُوكِ لَيْسَتْ سِوَى إِظْهَارِ الشَّخْصِ لِنَفْسِهِ.
Bu tür davranışlar, kişinin kendini teşhir etmesinden başka bir şey değildir.
أَظْهَرَ الصَّحَفِيُّ مِثَالًا رَائِعًا لِلشَّجَاعَةِ مِنْ خِلَالِ فَضْحِ الْفَسَادِ.
Gazeteci, yolsuzlukları teşhir ederek büyük bir cesaret örneği sergiledi.