تُشَكِّلُ هَذِهِ الْأَجْزَاءُ مَعًا وَحْدَةً كَامِلَةً.
Bu parçalar bir araya gelerek bir bütün teşkil eder.
تُشَكِّلُ هَذِهِ الْأَجْزَاءُ مَعًا وَحْدَةً كَامِلَةً.
Bu parçalar bir araya gelerek bir bütün teşkil eder.
كَوَّنَ الطُّلَّابُ لَجْنَةً.
Öğrenciler bir komite teşkil ettiler.
أَلَّفَ النَّاسُ مِنْ مُخْتَلِفِ الْجِنْسِيَّاتِ مُجْتَمَعًا.
Farklı milletlerden insanlar bir topluluk teşkil etti.