tehi

كَانَتِ الْغُرْفَةُ فَارِغَةً تَمَامًا، لَا يُوجَدُ بِهَا أَيُّ أَثَاثٍ.

Oda tamamen tehiydi, hiçbir eşya yoktu.

كَانَتْ جَمِيعُ الزُّجَاجَاتِ خَالِيَةً، لَمْ يَتَبَقَّ أَيُّ مَشْرُوبٍ.

Bütün şişeler tehiydi, içecek kalmamıştı.