عَرَّضَ الْمُتَسَلِّقُ نَفْسَهُ لِخَطَرٍ كَبِيرٍ بِالتَّصَرُّفِ بِإِهْمَالٍ أَثْنَاءَ التَّسَلُّقِ.
Dağcı, tırmanış sırasında dikkatsiz davranarak kendini büyük bir tehlikeye attı.
عَرَّضَ الْمُتَسَلِّقُ نَفْسَهُ لِخَطَرٍ كَبِيرٍ بِالتَّصَرُّفِ بِإِهْمَالٍ أَثْنَاءَ التَّسَلُّقِ.
Dağcı, tırmanış sırasında dikkatsiz davranarak kendini büyük bir tehlikeye attı.
خَاطَرَ رَجُلُ الْإِطْفَاءِ بِنَفْسِهِ لِدُخُولِ النَّارِ وَإِنْقَاذِ الْآخَرِينَ.
İtfaiyeci, yangına girerek başkalarını kurtarmak için tehlikeye atıldı.
وَضَعَ الشَّبَابُ أَنْفُسَهُمْ فِي خَطَرٍ مِنْ خِلَالِ الْمَشْيِ فِي الشَّوَارِعِ الْمَهْجُورَةِ فِي وَقْتٍ مُتَأَخِّرٍ مِنَ اللَّيْلِ.
Gençler, gece geç saatlerde tenha sokaklarda yürüyerek kendilerini tehlikeye attılar.
رَكِبَ الخَطَر