عَرَّضَ نَفْسَهُ وَالْآخَرِينَ لِلْخَطَرِ بِقِيَادَتِهِ الْمُتَهَوِّرَةِ.
Dikkatsiz sürüşüyle kendini ve başkalarını tehlikeye attı.
عَرَّضَ نَفْسَهُ وَالْآخَرِينَ لِلْخَطَرِ بِقِيَادَتِهِ الْمُتَهَوِّرَةِ.
Dikkatsiz sürüşüyle kendini ve başkalarını tehlikeye attı.
جَازَفَ بِشَرِكَتِهِ بِاسْتِثْمَارَاتٍ عَالِيَةِ الْمَخَاطِرِ.
Yüksek riskli yatırımlarla şirketini tehlikeye attı.
وَضَعَ الْجَمِيعَ فِي خَطَرٍ بِإِيقَافِ تَشْغِيلِ جِهَازِ إِنْذَارِ الْحَرِيقِ.
Yangın alarmını kapatarak herkesi tehlikeye attı.
خَاطَرَ بِ، غَامَرَ، جَازَفَ، اِقْتَحَمَ الْخَطَرَ