tek başına

لَقَدْ نَجَحَ فِي إِكْمَالِ هَذَا الْمَشْرُوعِ الصَّعْبِ بِمُفْرَدِهِ، وَهَذَا أَمْرٌ مُثِيرٌ لِلْإِعْجَابِ حَقًّا.

O, bu zorlu projeyi tek başına tamamlamayı başardı, bu gerçekten etkileyici.

ضَاعَ الطِّفْلُ الصَّغِيرُ وَهُوَ يَلْعَبُ وَحْدَهُ فِي الْحَدِيقَةِ، وَشَعَرَتْ عَائِلَتُهُ بِقَلَقٍ شَدِيدٍ.

Küçük çocuk, parkta tek başına oynarken kayboldu ve ailesi çok endişelendi.

يُمْكِنُكَ الْقِيَامُ بِهَذِهِ الْمُهِمَّةِ فَرْدِيًّا، أَنَا أَثِقُ بِكَ وَأُؤْمِنُ بِقُدُرَاتِكَ.

Bu görevi tek başına yapabilirsin, sana güveniyorum ve yeteneklerine inanıyorum.

İlişkili Kelimeler