tekabül

هَذِهِ الْأَرْقَامُ تَتَطَابَقُ مَعَ أَرْقَامِ الْعَامِ السَّابِقِ.

Bu rakamlar, önceki yıla tekabül ediyor.

هَذَا السُّلُوكُ لَا يُوَافِقُ الْقَوَاعِدَ.

Bu davranış, kurallara tekabül etmiyor.

هَذَا الْحَدَثُ يُمَاثِلُ حَدَثًا آخَرَ فِي التَّارِيخِ.

Bu olay, tarihteki bir başka olaya tekabül ediyor.

İlişkili Kelimeler