tekabül etmek

هَذَا الرَّقْمُ يَتَوَافَقُ مَعَ عِشْرِينَ بِالْمِائَةِ مِنْ إِجْمَالِي النَّفَقَاتِ.

Bu sayı, toplam harcamaların yüzde yirmisine tekabül ediyor.

الْمِيلُ الْإِنْجْلِيزِيُّ الْوَاحِدُ يُعَادِلُ تَقْرِيبًا 1.6 كِيلُومِتْر.

Bir İngiliz mili, yaklaşık olarak 1.6 kilometreye tekabül eder.

هَذَا الْحَدَثُ يُطَابِقُ حَدَثًا مَذْكُورًا فِي كُتُبِ التَّارِيخِ.

Bu olay, tarih kitaplarında anlatılan bir olaya tekabül ediyor.

İlişkili Kelimeler