telaşlandırmak

أَثَارَ صَوْتٌ مُفَاجِئٌ الذُّعْرَ لَدَى الْأَطْفَالِ.

Ani bir ses, çocukları telaşlandırdı.

أَقْلَقَتِ الْأَخْبَارُ السَّيِّئَةُ الْجَمِيعَ.

Kötü haberler, herkesi telaşlandırdı.

İlişkili Kelimeler