تَحَرَّكَتِ الشَّرِكَةُ لِتَعْوِيضِ عُمَلَائِهَا عَنِ الضَّرَرِ الَّذِي لَحِقَ بِهِمْ.
Şirket, müşterilerine verdiği zararı telafi etmek için harekete geçti.
تَحَرَّكَتِ الشَّرِكَةُ لِتَعْوِيضِ عُمَلَائِهَا عَنِ الضَّرَرِ الَّذِي لَحِقَ بِهِمْ.
Şirket, müşterilerine verdiği zararı telafi etmek için harekete geçti.
سَأَفْعَلُ كُلَّ مَا بِوُسْعِي لِجَبْرِ الْخَطَأِ الَّذِي ارْتَكَبْتُهُ.
Yaptığım hatayı telafi etmek için elimden geleni yapacağım.
أُحَاوِلُ اسْتِدْرَاكَ الْوَقْتِ الَّذِي أَضَعْتُهُ بِسَبَبِ تَأَخُّرِي.
Geç kaldığım için kaybettiğim zamanı telafi etmeye çalışıyorum.
تدارك الأَمْر، تَدَارَكَ، تَدَارَكَ الفَائِت