televizyon

تِلْفَاز — تِلْفَازَات

أَسْتَمْتِعُ بِمُشَاهَدَةِ التِّلْفَازِ مَعَ عَائِلَتِي فِي الْمَسَاءِ.

Akşamları ailemle birlikte televizyon izlemekten keyif alıyorum.

أَنَا أَدَّخِرُ الْمَالَ لِشِرَاءِ تِلِفِزْيُون جَدِيدٍ.

Yeni bir televizyon almak için para biriktiriyorum.

كَانَ فِي غُرْفَةِ الْفُنْدُقِ جِهَازُ تِلْفَاز بِشَاشَةٍ كَبِيرَةٍ.

Otel odasında büyük ekranlı bir televizyon vardı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler