تَمَيَّزَ فِي الشَّرِكَةِ بِمَشَارِيعِهِ النَّاجِحَةِ.
Başarılı projeleriyle şirkette temayüz etti.
تَمَيَّزَ فِي الشَّرِكَةِ بِمَشَارِيعِهِ النَّاجِحَةِ.
Başarılı projeleriyle şirkette temayüz etti.
تَفَوَّقَ الطَّالِبُ فِي دِرَاسَتِهِ.
Öğrenci, derslerindeki başarısıyla temayüz etti.
بَرَزَ الْفَنَّانُ بِأُسْلُوبِهِ الْفَرِيدِ.
Sanatçı, özgün tarzıyla temayüz etti.