teneke

وَضَعَتْ أُمِّي الزَّيْتَ فِي وِعَاءٍ مِنَ الصَّفِيحِ.

Annem yağı teneke bir kaba koydu.

يُبَاعُ سَمَكُ التُّونَةِ الْمُعَلَّبُ فِي عُلْبَةِ صَفِيحٍ.

Konserve balığı teneke içinde satılıyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler