tensip

أَتَسَاءَلُ عَمَّا إِذَا كُنْتَ سَتَسْتَصْوِبُ هَذَا الِاقْتِرَاحَ أَمْ لَا.

Bu öneriyi tensip edip etmeyeceğinizi merak ediyorum.

اِعْتَبَرَ مَجْلِسُ الْإِدَارَةِ الْمَشْرُوعَ الْجَدِيدَ مُنَاسِباً.

Yönetim kurulu, yeni projeyi tensip etti.

وَافَقَ الرَّئِيسُ عَلَى الْقَرَارِ وَوَضَعَهُ مَوْضِعَ التَّنْفِيذِ.

Başkan, kararı tensip ederek yürürlüğe koydu.

İlişkili Kelimeler