teras

الْجُلُوسُ عَلَى الشُّرْفَةِ وَمُشَاهَدَةُ النُّجُومِ فِي الْمَسَاءِ مُمْتِعٌ لِلْغَايَةِ.

Akşamları terasta oturup yıldızları seyretmek çok keyifli oluyor.

إِقَامَةُ حَفْلَةِ شِوَاءٍ عَلَى السَّطْحِ فِي فَصْلِ الصَّيْفِ مُمْتِعَةٌ لِلْغَايَةِ.

Yaz aylarında terasta barbekü partisi vermek çok eğlenceli.

تُسْتَخْدَمُ الْمُدَرَّجَاتُ عَلَى سَفْحِ الْجَبَلِ لِلزِّرَاعَةِ.

Dağ yamacındaki teraslar, tarım için kullanılıyor.

İlişkili Kelimeler