terazi

مِيزَان — مَوَازِين

لَمْ أَتَمَكَّنْ مِنْ قِيَاسِ وَزْنِ التُّفَّاحِ بِدِقَّةٍ لِأَنَّ الْمِيزَانَ فِي الْمَتْجَرِ كَانَ مُعَطَّلًا.

Marketteki terazi bozuk olduğu için elmaların ağırlığını doğru ölçemedim.

كَانَ الْقَبَّانُ فِي مَحَلِّ الْخُضَارِ قَدِيمًا جِدًّا وَلَكِنَّهُ كَانَ لَا يَزَالُ يَزِنُ بِدِقَّةٍ، هَذَا كَانَ مُدْهِشًا.

Manavdaki terazi çok eskiydi ama hala doğru tartıyordu, bu şaşırtıcıydı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler