رَسْم — رُسُوم
أَبْدَعَ الْفَنَّانُ عَمَلاً رَائِعًا عَنْ طَرِيقِ رَسْمِ الْمَنْظَرِ الطَّبِيعِيِّ عَلَى قُمَاشِهِ.
Sanatçı, manzarayı tuvaline tersim ederek harika bir eser ortaya çıkardı.
أَبْدَعَ الْفَنَّانُ عَمَلاً رَائِعًا عَنْ طَرِيقِ رَسْمِ الْمَنْظَرِ الطَّبِيعِيِّ عَلَى قُمَاشِهِ.
Sanatçı, manzarayı tuvaline tersim ederek harika bir eser ortaya çıkardı.
صَوَّرَ الْكَاتِبُ بِبَرَاعَةٍ مَشَاعِرَ الشَّخْصِيَّاتِ فِي رِوَايَتِهِ.
Yazar, romanında karakterlerin duygularını ustalıkla tersim etmiştir.