tetkikat

بَدَأَتِ الشُّرْطَةُ تَحْقِيقَاتٍ وَاسِعَةَ النِّطَاقِ فِي الحَادِثِ.

Polis, olayla ilgili geniş çaplı tetkikat başlattı.

تَدْعَمُ الدِّرَاسَاتُ العِلْمِيَّةُ هَذِهِ النَّظَرِيَّةَ.

Bilimsel tetkikatlar, bu teoriyi destekliyor.

تَلْعَبُ الفُحُوصَاتُ الصِّحِّيَّةُ دَوْرًا مُهِمًّا فِي التَّشْخِيصِ المُبَكِّرِ لِلْمَرَضِ.

Sağlık tetkikatları, hastalığın erken teşhisinde önemli rol oynar.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler