كَانَ أَتْبَاعُ الزَّعِيمِ مُسْتَعِدِّينَ لِتَنْفِيذِ كُلِّ أَوَامِرِهِ.
Liderin tevabileri, onun her emrini yerine getirmeye hazırdı.
كَانَ أَتْبَاعُ الزَّعِيمِ مُسْتَعِدِّينَ لِتَنْفِيذِ كُلِّ أَوَامِرِهِ.
Liderin tevabileri, onun her emrini yerine getirmeye hazırdı.
وَصَلَ المَلِكُ إِلَى القَصْرِ مَعَ حَاشِيَةٍ كَبِيرَةٍ.
Kral, saraya büyük bir tevabi ile geldi.
ظَهَرَ الفَنَّانُ عَلَى المَسْرَحِ مَعَ مُرَافِقِيهِ.
Sanatçı, sahneye tevabileriyle birlikte çıktı.