لِتَحْقِيقِ هَدَفِهِ، لَجَأَ إِلَى كُلِّ أَنْوَاعِ التَّوَسُّلِ، وَهَذَا الوَضْعُ أَتْعَبَهُ كَثِيرًا.
Amacına ulaşmak için her türlü tevessüle başvurdu, bu durum onu çok yordu.
لِتَحْقِيقِ هَدَفِهِ، لَجَأَ إِلَى كُلِّ أَنْوَاعِ التَّوَسُّلِ، وَهَذَا الوَضْعُ أَتْعَبَهُ كَثِيرًا.
Amacına ulaşmak için her türlü tevessüle başvurdu, bu durum onu çok yordu.
كَانَ الِاسْتِعَانَةُ بِخَبِيرٍ لِحَلِّ الْمُشْكِلَةِ هُوَ الطَّرِيقَ الصَّحِيحَ، لِذَلِكَ طَلَبْنَا الْمُسَاعَدَةَ.
Sorunu çözmek için uzman birine tevessül etmek en doğru yoldu, bu yüzden yardım aldık.
عِنْدَمَا يَئِسَ، لَجَأَ إِلَى صَدِيقِهِ الْقَدِيمِ، وَطَلَبَ مِنْهُ الْمُسَاعَدَةَ، وَكَانَ هَذَا هُوَ الْمَلَاذَ الْأَخِيرَ.
Çaresiz kalınca eski arkadaşına tevessül etti, ondan yardım istedi, bu son çareydi.