تَنْتَظِرُ الشُّرْطَةُ فِي حَالَةِ يَقَظَةٍ تَحَسُّبًا لِهُجُومٍ مُحْتَمَلٍ.
Polis, olası bir saldırıya karşı teyakkuz halinde bekliyor.
تَنْتَظِرُ الشُّرْطَةُ فِي حَالَةِ يَقَظَةٍ تَحَسُّبًا لِهُجُومٍ مُحْتَمَلٍ.
Polis, olası bir saldırıya karşı teyakkuz halinde bekliyor.
يَجِبُ عَلَى الأَشْخَاصِ الَّذِينَ يَعِيشُونَ فِي مِنْطَقَةِ الزِّلْزَالِ أَنْ يَكُونُوا فِي حَالَةِ تَأَهُّبٍ مُسْتَمِرٍّ.
Deprem bölgesinde yaşayanlar, sürekli teyakkuz halinde olmalıdır.
عَزَّزَتْ قُوَّاتُ الأَمْنِ حَالَةَ الانْتِبَاهِ فِي المَنَاطِقِ الحُدُودِيَّةِ.
Güvenlik güçleri, sınır bölgelerinde teyakkuz durumunu artırdı.
أُهْبَة