tezyinat

كَانَتْ جُدْرَانُ الْقَصْرِ مُغَطَّاةً بِزَخَارِفَ مِنْ أَوْرَاقِ الذَّهَبِ.

Sarayın duvarları, altın varaklı tezyinatlarla kaplıydı.

كَانَتْ تَزْيِينَاتُ قَاعَةِ الزَّفَافِ أَنِيقَةً لِلْغَايَةِ.

Düğün salonunun tezyinatı çok şıktı.

زِينَةُ عِيدِ الْمِيلَادِ أَبْهَجَتِ الْمَدِينَةَ.

Noel tezyinatı, şehri şenlendirdi.

İlişkili Kelimeler