يَجِبُ أَنْ أَقُولَ إِنَّ هَذِهِ السُّلُوكِيَّاتِ أَثَارَتِ اشْمِئْزَازِي.
Bu davranışların beni tiksindirdiğini söylemeliyim.
يَجِبُ أَنْ أَقُولَ إِنَّ هَذِهِ السُّلُوكِيَّاتِ أَثَارَتِ اشْمِئْزَازِي.
Bu davranışların beni tiksindirdiğini söylemeliyim.
رَائِحَةُ هَذَا الطَّعَامِ قَزَّزَتْنِي.
Bu yemek kokusu beni tiksindirdi.
نَفَّرَتْنِي مَشَاهِدُ الْعُنْفِ فِي هَذَا الْفِيلْمِ.
Bu filmdeki şiddet sahneleri beni tiksindirdi.