أُمِّي امْرَأَةٌ دَقِيقَةٌ لِلْغَايَةِ، وَتُرِيدُ أَنْ يَكُونَ كُلُّ شَيْءٍ مِثَالِيًّا.
Annem çok titiz bir kadındır, her şeyin mükemmel olmasını ister.
أُمِّي امْرَأَةٌ دَقِيقَةٌ لِلْغَايَةِ، وَتُرِيدُ أَنْ يَكُونَ كُلُّ شَيْءٍ مِثَالِيًّا.
Annem çok titiz bir kadındır, her şeyin mükemmel olmasını ister.
إِنَّهُ مَهْوُوسٌ بِالنَّظَافَةِ لِدَرَجَةِ أَنَّهُ يُنَظِّفُ الْمَنْزِلَ مِنَ الْأَعْلَى إِلَى الْأَسْفَلِ كُلَّ يَوْمٍ.
O kadar titiz ki, her gün evi baştan aşağı temizliyor.
زَبَائِنُنَا صَعْبُوا الْإِرْضَاءِ لِلْغَايَةِ، وَمِنَ الصَّعْبِ تَلْبِيَةُ تَوَقُّعَاتِهِمْ.
Müşterilerimiz çok titiz, onların beklentilerini karşılamak zor.
مُدَقِّق، مُتَطَلِّب، مُتَهَوِّس بِالنَّظَافَة