toparlak

كَانَتِ الْأَحْجَارُ الْمُدَوَّرَةُ فِي الْحَدِيقَةِ تَخْلُقُ مَظْهَرًا زُخْرُفِيًّا وَتَبْدُو جَمِيلَةً جِدًّا.

Bahçedeki toparlak taşlar, dekoratif bir görünüm oluşturuyordu ve çok hoş duruyordu.

شَكْلُ الشَّمْسِ الْكُرَوِيُّ خَلَقَ مَنْظَرًا رَائِعًا عِنْدَمَا كَانَتْ تَغْرُبُ فِي الْأُفُقِ.

Güneşin toparlak şekli, ufukta batarken muhteşem bir manzara oluşturuyordu.

İlişkili Kelimeler