toprak

يَقُومُ الْمُزَارِعُونَ بِحِرَاثَةِ حُقُولِهِمْ بِانْتِظَامٍ لِلْحُصُولِ عَلَى تُرْبَةٍ خَصْبَةٍ.

Çiftçiler, verimli toprak elde etmek için tarlalarını düzenli olarak sürerler.

أَرْض — أَرَاضِي

تَمَّ الْحِفَاظُ عَلَى هَذِهِ الْأَرْضِ كَمِيرَاثٍ لِأَجْدَادِنَا لِعِدَّةِ قُرُونٍ.

Bu topraklar, yüzyıllardır atalarımızın mirası olarak korunmuştur.

بَعْدَ الْمَطَرِ، لَعِبَ الْأَطْفَالُ فِي الْحَدِيقَةِ وَاتَّسَخَتْ ثِيَابُهُمْ بِالتُّرَابِ.

Yağmurdan sonra çocuklar bahçede oynadı ve elbiseleri toprağa bulandı.

Ayrıca: وَطَن

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler