بَعْدَ سَنَوَاتٍ، صَارَ ذَلِكَ الْمَنْزِلُ تُرَابًا، وَلَمْ يَعُدْ أَحَدٌ يَتَذَكَّرُهُ.
Yıllar sonra o ev toprak oldu, artık kimse hatırlamıyor.
بَعْدَ سَنَوَاتٍ، صَارَ ذَلِكَ الْمَنْزِلُ تُرَابًا، وَلَمْ يَعُدْ أَحَدٌ يَتَذَكَّرُهُ.
Yıllar sonra o ev toprak oldu, artık kimse hatırlamıyor.
لِسُوءِ الْحَظِّ، مَاتَ فِي سِنٍّ مُبَكِّرَةٍ جِدًّا.
Ne yazık ki, çok genç yaşta toprak oldu.
وَجَدَ عُلَمَاءُ الْآثَارِ بَقَايَا بَشَرِيَّةً تَحَلَّلَتْ فِي التُّرَابِ مُنْذُ آلَافِ السِّنِينَ.
Arkeologlar, binlerce yıl önce toprak olmuş insan kalıntıları buldular.