كَعْب — كُعُوب
أَجِدُ صُعُوبَةً فِي الْمَشْيِ لِأَنَّ كُعُوبَ حِذَائِي الْجَدِيدِ عَالِيَةٌ جِدًّا، وَهَذَا يُزْعِجُنِي.
Yeni ayakkabılarımın topukları çok yüksek olduğu için yürümekte zorlanıyorum, bu beni üzüyor.
أَجِدُ صُعُوبَةً فِي الْمَشْيِ لِأَنَّ كُعُوبَ حِذَائِي الْجَدِيدِ عَالِيَةٌ جِدًّا، وَهَذَا يُزْعِجُنِي.
Yeni ayakkabılarımın topukları çok yüksek olduğu için yürümekte zorlanıyorum, bu beni üzüyor.
انْكَسَرَ عَقِبُ حِذَائِي، لِذَلِكَ يَجِبُ أَنْ أَذْهَبَ إِلَى الْإِسْكَافِيِّ عَلَى الْفَوْرِ، وَإِلَّا فَلَنْ أَتَمَكَّنَ مِنَ الْمَشْيِ.
Ayakkabımın topuğu kırıldı, bu yüzden hemen bir ayakkabıcıya gitmem gerekiyor, yoksa yürüyemem.
عَقِب القَدَم، كَعْبُ الْقَدَمِ، كَعْب الحِذَاء، كَاحِل، عُرْقُوب