تَنَاوَلْتُ تُوسْتَ بِالْجُبْنَةِ وَالطَّمَاطِمِ عَلَى الْإِفْطَارِ.
Kahvaltıda peynirli ve domatesli bir tost yedim.
تَنَاوَلْتُ تُوسْتَ بِالْجُبْنَةِ وَالطَّمَاطِمِ عَلَى الْإِفْطَارِ.
Kahvaltıda peynirli ve domatesli bir tost yedim.
كَانَتْ أُمِّي تُعِدُّ لِي خُبْزًا مُحَمَّصًا بِالزُّبْدَةِ كُلَّ صَبَاحٍ.
Annem bana her sabah tereyağlı tost hazırlardı.
شَطِيرَة