غُبَار — أَغْبِرَة
كَانَتْ هُنَاكَ طَبَقَةٌ سَمِيكَةٌ مِنَ الْغُبَارِ عَلَى الْكُتُبِ الْقَدِيمَةِ.
Eski kitapların üzerinde kalın bir toz tabakası vardı.
كَانَتْ هُنَاكَ طَبَقَةٌ سَمِيكَةٌ مِنَ الْغُبَارِ عَلَى الْكُتُبِ الْقَدِيمَةِ.
Eski kitapların üzerinde kalın bir toz tabakası vardı.
وَضَعَتْ أُمِّي فِي الْكَعْكَةِ مِلْعَقَةً مِنْ مَسْحُوقِ الْكَاكَاوِ قَبْلَ أَنْ تُدْخِلَهَا الْفُرْنَ.
Annem pastayı fırına koymadan önce içine bir kaşık kakao tozu koydu.
غَطَّى التُّرَابُ السَّيَّارَةَ بَعْدَ الْعَاصِفَةِ الرَّمْلِيَّةِ.
Kum fırtınasından sonra toz arabayı kapladı.
Ayrıca: بُودْرَة
ذَرُور