بَدَأَتِ الْأَحْدَاثُ تُصْبِحُ غَرِيبَةً تَدْرِيجِيًّا.
Olaylar giderek tuhaflaşmaya başladı.
بَدَأَتِ الْأَحْدَاثُ تُصْبِحُ غَرِيبَةً تَدْرِيجِيًّا.
Olaylar giderek tuhaflaşmaya başladı.
بَدَأَ الطَّقْسُ يُصْبِحُ عَجِيبًا فَجْأَةً.
Hava aniden tuhaflaşmaya başladı.
بَدَأَتْ سُلُوكِيَّاتُهُ تَتَغَيَّرُ بِشَكْلٍ غَرِيبٍ فِي الْآوِنَةِ الْأَخِيرَةِ.
Davranışları son zamanlarda tuhaflaşmaya başladı.