tutanak

مَحْضَر — مَحَاضِر

تَمَّ تَدْوِينُ كُلِّ مَا قِيلَ فِي الِاجْتِمَاعِ فِي مَحْضَرٍ وَتَمَّ تَوْقِيعُهُ مِنْ قِبَلِ جَمِيعِ الْمُشَارِكِينَ.

Toplantıda konuşulan her şey tutanağa geçirildi ve tüm katılımcılar tarafından imzalandı.

تَقْرِير — تَقَارِير

أَعَدَّ رِجَالُ الشُّرْطَةِ فِي مَكَانِ الْحَادِثِ تَقْرِيراً مُفَصَّلاً وَأَبْلَغُوا السُّلُطَاتِ بِالْوَضْعِ.

Olay yerindeki polisler, ayrıntılı bir tutanak hazırlayarak durumu yetkililere bildirdiler.

أَمَرَ رَئِيسُ الْمَحْكَمَةِ بِتَدْوِينِ كُلِّ كَلِمَةٍ قِيلَتْ فِي الْجَلْسَةِ فِي سِجِلٍّ وَتَسْجِيلِهَا.

Mahkeme başkanı, duruşmada söylenen her sözün tutanağa geçirilmesini emretti ve kayıt altına aldı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler