أُسِرَ الْجُنُودُ فِي الْحَرْبِ وَظَلُّوا فِي الْأَسْرِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.
Askerler savaşta tutsak oldular ve uzun süre esaret altında kaldılar.
أُسِرَ الْجُنُودُ فِي الْحَرْبِ وَظَلُّوا فِي الْأَسْرِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.
Askerler savaşta tutsak oldular ve uzun süre esaret altında kaldılar.
بِسَبَبِ الْعَادَاتِ السَّيِّئَةِ، يُمْكِنُ لِلْإِنْسَانِ أَنْ يُصْبِحَ أَسِيرًا لِإِدْمَانِهِ.
Kötü alışkanlıklar yüzünden insan kendi bağımlılığının tutsağı olabilir.
وَقَعَ جُنُودُ الْعَدُوِّ فِي الْأَسْرِ.
Düşman askerleri tutsak oldu.
Ayrıca: كَانَ مُقَيَّداً، خَضَعَ لِسَيْطَرَة، صَارَ رَهينَة، كَانَ مُحْتَجَزاً