عندما أفلست الشركة، فقد جميع الموظفين الدعم الذي كانوا يعتمدون عليه.
Şirket iflas edince, tüm çalışanların tuttuğu dal elinde kaldı.
عندما أفلست الشركة، فقد جميع الموظفين الدعم الذي كانوا يعتمدون عليه.
Şirket iflas edince, tüm çalışanların tuttuğu dal elinde kaldı.
قال صديقي إنه سيساعدني، لكنني شعرت بخيبة أمل كبيرة.
Arkadaşım bana yardım edeceğini söyledi ama tuttuğu dal elimde kaldı.
عندما باع صاحب المنزل البيت، فقد المستأجرون الأمان الذي كانوا يشعرون به.
Ev sahibi evi satınca, kiracıların tuttuğu dal elinde kaldı.