tutuklamak

اعْتَقَلَتِ الشُّرْطَةُ الْمُتَّهَمِينَ بِسَرِقَةِ الْبَنْكِ بَعْدَ مُطَارَدَةٍ طَوِيلَةٍ.

Polis, uzun bir kovalamacanın ardından banka soygunu zanlılarını tutukladı.

قَرَّرَتِ الْمَحْكَمَةُ احْتِجَازَ الْمُتَّهَمِ بِتُهْمَةِ إِتْلَافِ الْأَدِلَّةِ.

Mahkeme, sanığı delilleri karartma şüphesiyle tutuklamaya karar verdi.

قَبَضَتِ الشُّرْطَةُ عَلَى اللِّصِّ فِي السُّوقِ.

Polis hırsızı pazarda tutukladı.

İlişkili Kelimeler