tutuklanmak

الرَّجُلُ الَّذِي تَمَّ الْقَبْضُ عَلَيْهِ وَهُوَ يَسْرِقُ، يُعْتَقَلُ عَلَى الْفَوْرِ.

Hırsızlık yaparken yakalanan adam hemen tutuklandı.

يُحْتَجَزُ الْمُتَّهَمُ فِي السِّجْنِ حَتَّى يَوْمِ الْمُحَاكَمَةِ.

Sanık, duruşma gününe kadar tutuklanır.

أَخِيرًا، يُقْبَضُ عَلَى مُجْرِمٍ مَطْلُوبٍ دُوَلِيًّا أَمْسِ.

Uluslararası aranan bir suçlu sonunda dün tutuklandı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler