tutulmak

أَرَادَ الطِّفْلُ أَنْ يُمْسَكَ بِيَدِ وَالِدَتِهِ بِإِحْكَامٍ.

Çocuk, annesinin elinden sıkıca tutulmak istedi.

كَانَ صَوْتُهُ عَلَى وَشْكِ أَنْ يُصَابَ بِالْبُحَّةِ بِسَبَبِ نَزْلَةِ الْبَرْدِ.

Soğuk algınlığı nedeniyle sesi tutulmak üzereydi.

أُعْجِبَتِ الْفَتَاةُ الشَّابَّةُ بِالْمُمَثِّلِ الْوَسِيمِ مِنَ النَّظْرَةِ الْأُولَى.

Genç kız, yakışıklı aktöre ilk görüşte tutuldu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler