لَا يَزَالُ خَطَرُ تَلَغُّمِ الطُّرُقِ بِالْأَلْغَامِ فِي الْمِنْطَقَةِ مُسْتَمِرّاً.
Bölgedeki yolların mayınlarla tuzaklanmak tehlikesi hala devam ediyor.
لَا يَزَالُ خَطَرُ تَلَغُّمِ الطُّرُقِ بِالْأَلْغَامِ فِي الْمِنْطَقَةِ مُسْتَمِرّاً.
Bölgedeki yolların mayınlarla tuzaklanmak tehlikesi hala devam ediyor.
يَتَصَرَّفُ السِّيَاسِيُّ بِحَذَرٍ شَدِيدٍ حَتَّى لَا يُنْصَبَ لَهُ فَخٌّ مِنْ قِبَلِ مُنَافِسِهِ.
Rakibi tarafından tuzaklanmak istemeyen politikacı çok dikkatli davranıyor.