هَذِهِ الصُّخُورُ لَدَيْهَا طَعْمٌ شَبِيهٌ بِالْمِلْحِ، تُوجَدُ عَلَى شَاطِئِ الْبَحْرِ.
Bu kayaların tuzsu bir tadı var, deniz kenarında bulunuyor.
هَذِهِ الصُّخُورُ لَدَيْهَا طَعْمٌ شَبِيهٌ بِالْمِلْحِ، تُوجَدُ عَلَى شَاطِئِ الْبَحْرِ.
Bu kayaların tuzsu bir tadı var, deniz kenarında bulunuyor.
هَذِهِ الْمِيَاهُ لَدَيْهَا رَائِحَةٌ كَأَنَّهَا مِلْحٌ، أَعْتَقِدُ أَنَّهَا أَتَتْ مِنَ الْبَحْرِ.
Bu suyun tuzsu bir kokusu var, denizden geldiğini düşünüyorum.