uçurtmak

كَانَتِ الرِّيَاحُ قَوِيَّةً جِدًّا لِدَرَجَةِ أَنَّهَا كَادَتْ تَجْعَلُ قُبَّعَتِي تَطِيرُ.

Rüzgar o kadar kuvvetliydi ki, şapkamı uçurtmak üzereydi.

أَمْسَكَنِي أَبِي بِذِرَاعَيْهِ لِيَرْفَعَنِي فِي الْهَوَاءِ.

Babam beni havaya uçurtmak için kollarından tuttu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler