uçurum

جُرْف — جُرُوف

بَدَا الْمَنْظَرُ مِنَ الْجُرُفِ الْمُطِلِّ عَلَى الْبَحْرِ رَائِعًا.

Deniz kenarındaki uçurumdan manzara muhteşem görünüyordu.

أَثْنَاءَ التَّقَدُّمِ عَلَى طَرِيقِ الْجَبَلِ، كَانَ الْمُنْحَدَرُ عَلَى جَانِبِ الطَّرِيقِ مُخِيفًا لِلْغَايَةِ.

Dağ yolunda ilerlerken, yolun kenarındaki uçurum çok ürkütücüydü.

خُطْوَةٌ خَاطِئَةٌ يُمْكِنُ أَنْ تَجُرَّ الشَّخْصَ إِلَى هَاوِيَةٍ عَمِيقَةٍ.

Yanlış bir adım, insanı derin bir uçuruma sürükleyebilir.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler