uğraşılmak

يَجِبُ التَّعَامُلُ مَعَ هَذِهِ الْقَضَايَا الْحَسَّاسَةِ بِعِنَايَةٍ، وَإِلَّا فَقَدْ تَتَفَاقَمُ الْمَشَاكِلُ.

Bu hassas konuların dikkatle uğraşılması gerekiyor, aksi takdirde sorunlar büyüyebilir.

إِنَّ الِاعْتِنَاءَ بِالْمُسِنِّينَ بِمَزِيدٍ مِنَ الْعِنَايَةِ هُوَ وَاجِبٌ عَلَى الْمُجْتَمَعِ.

Yaşlı insanların daha fazla özenle uğraşılması, toplumun bir görevidir.

إِنَّ الِاهْتِمَامَ الْوَثِيقَ بِتَعْلِيمِ الْأَطْفَالِ مُهِمٌّ جِدًّا لِمُسْتَقْبَلِهِمْ.

Çocukların eğitimiyle yakından uğraşılması, onların geleceği için çok önemlidir.

İlişkili Kelimeler